Selçuk Sözlük - Bize göre.
rummy türünden gelen popüler bir türk masa oyunudur.

oyun 106 taştan oluşan bir oyun seti ile oynanır. taşlar 4 değişik renkte olup üzerinde 1'den 13'e kadar sayılar bulunur. her sayıdan 8 taş bulunur: iki kırmızı, iki sarı, iki mavi ve iki siyah. ayrıca numarasız iki özel taş vardır. bu taşlar oyunda joker olarak kullanılır. okey oyununda kullanılan birçok değişik kural vardır. bunların en popülerleri düz ve 101'dir. okey çeşidine göre değişik sayıda oyuncu ile oynanır.

alıntıdır. kaynak
2 bin takipçisi olan otomatik olarak influencer kafasına bağlıyor. ürün tanıtmalar, tarif vermeler, çok soruldu diyip link bırakmalar... istemiyorum ya ben influence edilmek istemiyorum. salın şu sosyal medyayı artık da iki tane yararlı içerik görelim.
yapmayın ablalarım, abilerim... sağlıklı kahvaltı ayağına mahvetmeyin gününüzü. ardından iki dilim ekmekle sucuklu yumurta da mı yemiyorsunuz ya? nasıl doyuyorsunuz?
yok ya biz ülkece her şeyi aşarız da bir bunu aşamazmışız gibi geliyor. kadın-erkek ayrımına girmek istemiyorum ama maalesef ki durum böyle. erkek yapınca sırtı sıvazlanır, kadın yapınca ayıplanır. hala düzgün bir açıklamasını yapabilen yok. neden diye soruyoruz, yok yapamaz? iyi de neden? çünkü kadın.? böyle bir açıklama var mı ya? bence böyle düşünen türk erkekleri karşısında cinsellikle ilgili bir şeyler bilen kadın görünce ezilmekten korktukları için buna karşı çıkıyorlar. ya da kadına başkasının dokunmuş olabileceği fikriyle mağara adamına dönüşüyorlar. gayet de birbirini seven iki insan istediğini yapabilir bize ne? sevmiyor da olabilirler, yine de yapabilirler size ne? iki tarafında rızası varsa başkasına laf düşmemeli ya.
biraz abartıldığını düşünmekle beraber var olduğuna kesinlikle inanıyorum. uyum yakaladığın insana sürekli dokunma isteği, başka şeylerle ilgilenirken bile illa ki temas etme, konuşurken bile kola bacağa dokunma... bunlar hep temas bağımlılığı.
varlığına çokça inandığım durum. bir ilişkinin kalitesini arttırır. cinsellikten çok öte bir kavram olduğunu düşünüyorum, sadece buna indirgeyemeyiz bence.
herkesin aklına malum kişiyi getiren söz öbeği. aklına sevdiği falan filan gelen varsa çıksın gitsin. harry potter'daki "you know who" gibi bir terim oluşturduk kendimize, sanki adını zikredince yanı başımızda belirecek gibi.
bazen kendimde gamsızlık derecesinde gördüğüm ve şaşırdığım durumdur. deprem mi oluyor? olsun. şimdi geçer panik yapmayalım. birileri kavga mı ediyor? etsin. birazdan dururlar.
gerçekten çok nadir panik yapıyorum ve bu yüzden genelde yanımdaki insanları toparlamak bana kalıyor.
böyle bir başlık girmek zorunda olduğum için ben utanıyorum, bu "insanlar" bunu nasıl yapabiliyor ya? az önce bir videoya denk geldim, karabağlarda olmuş. ben bunu aklımdan nasıl sileceğim? bu hangi vicdan ya? bu nasıl bir psikoloji? gerçekten diyecek bir şey bulamıyorum sinirden, daha da kötüsü bu insanlar ceza bile almıyor. nasıl bir dünyada yaşıyoruz biz ya
i̇brahim tatlıses tel aviv'de yani i̇srail'de bile konser verebilmektedir. oralarda "ortadoğu'yu birleştiren 2 i̇brahim var. biri hz. i̇brahim diğeri tatlıses i̇brahim" derler.
weeknd'in şarkı içinde nükhet duru'nun mükemmel bir şarkısının sampleına yer verdiği muazzam şarkısı. tüyleri diken diken eder.
insanın en çok kendine sonra da ailesine zarar veren durumdur. ailenizde böyle biri varsa geceleri o gelmeden uyumak istersiniz, gerçi uyursanız da kavga sesleri sizi illa ki uyandırır, kapıda beklersiniz, korkarsınız, kapıyı açmaya cesaret edemezsiniz. yıllarca katlanırsınız. tepki gösterince nankör olursunuz. en son çareyi de uzaklaşarak bulursunuz. bazen cahillik gerçekten mutluluktur.
özellikle karşılaştığım tiktok videoları beni utançtan öldürüyor. ya hiç mi kendinize bakmıyorsunuz, hiç mi düşünmüyorsunuz biz napıyoruz diye? valla kafamı yere sokasım geliyor.
en çok kullandığım kelimelerden biri. günümüze başka bir kelime uymuyor çünkü. türkçe anlamını tam o duyguyla verememekle birlikte böyle tiksinti duymak, artık katlanamamak, gülünç derecede komik olma ama bu komikliğin sizi rahatsız eden bir tarafının olması. başkası adına utanma.
sizi alıyorum ve 2012 yılına götürüyorum. asla sonu gelmeyecek sandığım ve utanarak baktığım bir akımdı. her ilçenin kendine ait sayfası açılırdı, mesela "çatalcanın ünlü olmayan taşları". bu sayfada ergenlerin kendi çevrelerinde yakışıklı ve güzel bulduğu arkadaşları paylaşılırdı. retricalı fotoğraflar, dudak büzmeler, ergen erkek pozları... allahım o kadar cringe ki.
birine sarılırsın ve gerçekten bunu hissedersin ya aşırı garip geliyor. ya da birini özlediğini görürsün ve cidden özlem duyarsın rüyanda. iki gece üst üste hiç tanımadığım birini rüyamda gördüm ve çok aşıktım. çok aşık olduğumu gerçekten hissedebildim, ya nasıl mümkün bu?
uyanırsın, rüya gördüğünü bilirsin ama bir türlü gözünün önüne gelmez. bütün gün düşünüyorum ne gördüm acaba diye.
5 sene önce saçma sapan bir olayda söylenen şeyi unutmam ama gerçekten dün ne yediğimi unutuyorum. ya da 2 dakika önce söylenen şeyi o anlık unutuyorum ama 1 sene sonra aklıma geliyor mesela.
akrabasından hayır gören var mıdır pek bilemiyorum. eğer şanslıysanız 2-3 tanesi ile iyi anlaşırsınız ya da yaşıtınız kuzeniniz falan varsa kardeşiniz gibi olur. ama bunun haricinde hep miras kavgaları, yaşlı anne babalara kim bakacak kavgası, fitne fücur, büyüler, dedikodular... birbirlerine bu kadar yakın olup da bu kadar nefret besleyen insanların varlığı bana çok saçma geliyor.
büyük ihtimalle etrafındaki herkesi kırar. dinlemez, anlamak için çabalamaz, sadece ağzına geleni söyler. bir de hep haklı olduğunu düşünür. siniri geçince sanki hiçbir şey olmamış gibi davranılmasını ister. karşıdaki insan üzülmüş mü, kırılmış mı umurunda olmaz.
insanların bu noktaya sürüklenmesine neden olacak kadar yıpratıcı şeyler yaşaması çok acı ama buna şahit olmak daha da acı sanırım. elinden hiçbir şey gelmemesi, ne yapacağını bilememek, nasıl tepki vereceğini şaşırmak...engelleyebilir miydim acaba düşüncesi insanı yiyip bitirir. kimin aslında ne yaşadığını dışardan bakınca asla anlayamıyoruz bu yüzden çok daha anlayışlı olmalıyız çünkü düşüncesizce söylenen tek bir kelime bile bir insanın hayatına mal olabilir.
kuzenim bir kadın olarak kendinden yaklaşık 6 yaş küçük biri ile sevgili. en başta hepimiz biraz ön yargılı yaklaştık ve pek de doğru bulmadık çünkü bize göre fazla bir yaş farkıydı ve anlaşamayacaklarını düşündük. bu tür yaş farkları yaş ilerledikçe daha görünmez hale geliyor sanırım ama bu onlar için pek de geçerli değil çünkü yaşları çok değil. sonra düşündük ki eğer yaşı büyük olan erkek olsaydı bunu bu kadar önemser miydik, bizi rahatsız eder miydi? ama ne kadar güzel anlaştıklarını ve çok mutlu olduklarını fark ettik. sanırım yaş değil de insanın kendini nasıl geliştirdiği ile alakalı bir durum bu. 40 yaşındaki insanlar hala çocuk gibi davranabiliyorken, 20 yaşındaki başka biri oldukça olgun tavırlar sergileyebiliyor. aradaki fark abartı olmadığı sürece kimseyi yargılamayı doğru bulmuyorum artık, bıraktım karaçi kafasını.
arkadaşlarla iki gün boyunca tecrübe ettiğimiz küçük köy. konya'da i̇smil mahallesi'nde bilinir. ama tatil köy diyince insan güzel hava bekliyor ancak öyle olmuyor maalesef özellikle kış aylarında. yemekleri güzel herşey dahil olan tesiste termal suyu havuzlara veriliyor ki en çok vakit geçirdiğiniz bölüm burası. değişiklik olması açısından denenebilir.
bana sürekli ikiye ayrılacakmış hissi veren otobüs çeşidi. bir de tam körükte durursanız otobüsün bütün manevralarına uyum sağlamak zorundasınız.